 |
| |
| huh? |
Name: d.
Home: istanbul, Türkiye
About Me:silgi kullanmayı severim. yumuşak silgi kullanmayı daha da severim.
stereo.gun
|
| bigeri |
|
| sex&candy |
|
|
| shoutbox |
|
| tasty |
|
| i come.com |
|
|
| Powered by |
 |
|
|
|
 |
|
 |
| |
| |
Sunday, May 4 |
|
 |
|
 |
| |
| d-needs-a-blender.blogspot.com |
 yepyeni. tadınız, seviniz. Labels: d |
posted by d. @ 2:46 PM  |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
Thursday, April 17 |
|
 |
|
 |
| |
| télépopmusik |
"benim telepatilerim tesadüflerden ibaret." dedi kız, yüzünde büyük bir gülümseme. ama hayatın ona sunduklarının tesadüflerden çok daha fazlası olduğunu biliyordu.
ve o an o masada otururken çocuk, kız içinden aynı şarkıyı söylemekteydi. hayır, yalancı değildi. ama hala yaratıcı sayılırdı değil mi?
ve duygusuzluk seviyesine geldiğinde aşırı duygusallıktan kız elindeki bardağa bakıyordu. aklında aynı şarkı. gözlerini kapat, ve kapının arkasında ne olduğunu biliyorsun. Labels: don't look back |
posted by d. @ 8:38 AM  |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
Monday, March 17 |
|
 |
|
 |
| |
| to-do-or-not-to-do |
bazen sevdiklerini sıralamayı sevmesen de 1* Levitation - More Than Ever People 2* Reflekt - Need to Feel Loved 3* Deep Dive Corporation - Back and Forth 4* Friend, Lovers and Family - 20 Camel 5* S-Tone Inc. - In the Mood For Love yapasın gelir. Labels: top 5 |
posted by d. @ 2:13 PM  |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
Sunday, March 2 |
|
 |
|
 |
| |
| 23ocak8 |
"6 kezden fazla katlayamazsın." demişlerdi bana. ellerimle tuttum, son bir kez okudum. ve sayfayı kopardığım gibi...
8 kez yırttım.
8 kez. yüzümdeki komik ifade nereden gelip oraya yerleşmişti, bilmiyorum. Ama aklımda tonlarca düşünce vardı, tonlarca.
geceni benimle geçir, lütfen.sabah uyanır portakal suyu içeriz.Labels: turşu suyu |
posted by d. @ 12:17 PM  |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
|
|
 |
|
 |
| |
| makas |
"bakkal defteri gibi." derlerdi ya, ilkokuldayken..
hiç öyle bir defterim olmadı. 24.2.8 Labels: ataç |
posted by d. @ 11:30 AM  |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
Monday, January 14 |
|
 |
|
 |
| |
| ocakmıne |
gözlerini açtığı an söylemeye başladı: "and the whole world ..." ömründe bunu hiç anlamadı, anlamayacaktı. uyandığı an aklında olan şarkılar nasıl oraya geliyordu, bilemeyecekti. ara sıra nasıl oluyor anlamadan aşırı bir yaşam enerjisi ile doluyorum anında kalem kağıda gidiyor elim sanki elimden kayıp gidecekmiş gibi hisler işte böyle anlar genelde durdurup kavanoza koymak istediğimiz bakıp bakıp gülümseyeceğimiz 1 2 3 diyor camille ve ben, bir masalda yaşıyorum istediğimde. Labels: masalsı anlar |
posted by d. @ 11:35 AM  |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
|
|
 |
|
 |
| |
| 6-5-4-3-2-1-1-1.. |
sabah uyandığımda söylediğim ilk söz şuydu: "tamam, 10 dakika ileri kuruyorum." ikincisi ise şu: "canım odun ateşinde türk kahvesi istiyor." "nerden çıktı be" dedi o da. "televizyondan, nerden olacak." dedim. "her şeyi gözümüze sokuyorlar." ama aslında cevabım "rüyamdan, aklımdan, şuursuzluktan, uykusuzluktan..." vb olsaydı daha cuk otururdu her halde.
bu akşam uyuyacağım ve sabah her saat çalışında 10 dakika ertelememe rağmen ilk çalışta uyanacağım. yerime oturup bulutların arasından geçeceğim. ve ayaklarım tekrar yere bastığında gerçekliğine inanacağım artık. Labels: odun.ateşinde.türk.kahvesi.tadında.saint.exupery |
posted by d. @ 4:42 AM  |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
Tuesday, December 18 |
|
 |
|
 |
| |
| time.machine |

az önce 3'ü 1 arada'mı yaptım, "milka aromalı", ve camdan uzak bir yere koydum, soğumasın hemen. elimde tuttuğum eski defterin sayfalarını çevirdim, ah tuhaf bir dünya orası. 1-2 sayfaya göz attım sadece, okuyunca yüzüm kızarıyor, bir tuhaf oluyor kişinin kendi eskilerini okuması. defter başkasınınmış da, izinsiz onun hayatına giriyormuş gibi. ...tüm duygularını açık saçık görüyormuş gibi. ve aniden turuncu bir kağıt düştü defterin içinden, yere kondu. eğilip aldım. "oralara gitmek istiyorum." yazıyordu. "gençlerin olgun, yaşlıların genç göründüğü yere."
ve ben, elimde kahvem ve omuzumdaki yeşil battaniyemle, başkasına ait bir defteri okurken, kendimi 50 yaş yaşlı hissettim sanki. "müziktendir." dedi defterin sahibi.
Labels: bebekduygu, chick corea |
posted by d. @ 10:55 AM  |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
Saturday, December 1 |
|
 |
|
 |
| |
| pink.biscuits |
mmm.
ben vardım.
o vardı.
karanlıktı. sıcaktı.
öylesine güzeldi.
çok konuştuk,,, çok susmuş da olabiliriz.
birden "ondan sonra ben de t'ye bir bira ısmarladım." dedi bana.
başı yoktu.
neden sonra "bir köy kahvesindeydim." dedim, bir sonu olmaksızın.
susuyorduk, ama konuşuyorduk da aynı zamanda.
"sözler havada uçuşuyor." dedim.
"boşver, yakalarız bebek." dedi. sarıldım ona, ciğerlerime çektim iyice.
içimizi görüyorduk, ya da bütünleşmiştik zaten.
aynı anda gördük kediyi de, minik, tekir/beyaz olanı.
pisi pisi dedim ben, gelmedi hiç ama.
ve uyumak için gözlerimi kapattığımda
şu an dünyadaki en mutlu insan ben olduğum için şanslıyım, diye düşündüğüme eminim.
hayatımda hiç köy kahvesine gitmedim ki ben. Labels: and.lemonade |
posted by d. @ 10:39 AM  |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
Thursday, November 22 |
|
 |
|
 |
| |
| daha.neler |
Kasım ayını takvimimden çıkarıyorum. .2006. Labels: kasım |
posted by d. @ 10:42 AM  |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
|
|
 |
|
 |
| |
| 8.koyun |
bugünlerde yaşamıyorum da zaman geçiriyorum sanki. 40 gün kaldı. 39. 38. 37. daha saçma bir şey olamaz. yapacak daha iyi bir şeyim olmadığı için uyuyorum bazen. evde, derste, teneffüste bile. uyandığımda mutlu oluyorum, oh, 45 dakika geçmiş. gerçekten söylüyorum; daha saçma bir şey olamaz.
mmh, ve o zaman yarınki leziz konserin hatrına. hepinize afiyet olsun.
32 gün kaldı.Labels: wax poetic |
posted by d. @ 10:11 AM  |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
Monday, November 19 |
|
 |
|
 |
| |
| sütbeyaz |
histerik çığlıklar atıyor sarı kız, kahkahalar ve de, kendinden geçmiş gibi sanki, dönüp duruyor, euphoria. zıplayarak iniyor merdivenleri kadın, gri olan, geri çıkıyor ardından tekrar. üst üste bir kaç kez yapıyor bunu, çıldırmış gibi sanki, bu kaotik ortamın içinde şapkasını çıkarıyor mavi çocuk, burjuva. havadaki güzel kokunun kaynağını arıyor gibi sanki, ellerini havaya açıyor sarı kız, gözlerinden akan yaşları eğilip öpüyor, tuzlu dudaklar. kadın gözlüklerini takıyor, neden bu kadar karanlık oldu? makastan çıkan ses ve yerde mavi saçlar, burjuvazi, pişman mıydık, yoo asla. gözyaşlarında boğulmak istiyor gri kadın, sarı kız merdivenlerde. sesi çıkmıyor, maviyi arıyor gözleri hep. çıkageliyor çocuk, mavi değil artık. şapkasını takıp kapıyı açıyor, gri kadın son nefesini verirken sesleniyor, yine gel mavi çocuk. sarı kız makasa bakıyor ve gülmeye başlıyor, yine çığlıklar, çığlıklar. geleceğim, diyor çocuk, elinde mavi bir tutam. göremiyor o artık, tüm insanlığını kaybetti. geriye bir tek kahkahalar kaldı, euphoria, euphoria. .jpg) Labels: oldubitti |
posted by d. @ 10:57 AM  |
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|