huh?
Name: d.
Home: istanbul, Türkiye
About Me:silgi kullanmayı severim. yumuşak silgi kullanmayı daha da severim.
stereo.gun
bigeri
sex&candy
shoutbox

tasty

i come.com
Powered by

Isnaini Dot Com

BLOGGER

 

 

 
  Monday, April 30  
 
 
yirmisekiz.nisan


böyle birşeyler..

posted by d. @ 11:31 AM   0 comments
 
 
  Friday, April 27  
 
 
dmt

daha çok yakışabilir miydi bilmiyorum. dün gece tekrar izlediğim Danny Gomez'in Flashback'in de etkisi vardır, şüphesiz.
seviyorum işte, 'geleneksel' çalışmaları. (traditional art? ne kadar ayıp.)
http://existr.deviantart.com/
idil hanım. mmh!

Labels: ,

posted by d. @ 5:58 AM   2 comments
 
 
  Tuesday, April 24  
 
 
ipeksi pembe sıvı

ben bebeğin beyaz tenlisini severim.
zencilere sözüm yok, ama esmer olmasın bebeğim.
ben de beyaz tenliyim. kendimden daha beyazını az görmüşümdür.
kızın biri beyaz külotlu çorap giyip giymediğimi sormuştu bir kere.
varsın sorsun. umrumda değil. istesem gurur bile duyarım.
beyaz ten temizdir. mistir.
psapp söylemek beyaz tenliye yakışır.
stefanie böhm beyaz tenli olduğu için ms. john soda o kadar tatlıdır.
kırmızı ruj ve kırmızı oje beyaz tende her zaman daha güzel durur.
beyaz tenin üstüne giydiğin elbisenin rengi daha bi' belli olur. beyaz değilse tabii.
beyaz tenliler genelde çilli olur ve ben çillere bayılırım.
güneş çıktığında pembeleşen yanakları da ayrı bi' severim.
beyaz ten saflıktır.

solaryum randevunuzu iptal edin ve çıkın biraz hava alın. sonra bi' kave içebilirsiniz.

işte ben herşeyi önce bu deftere yazıyorum.

Labels:

posted by d. @ 3:53 AM   3 comments
 
 
  Monday, April 23  
 
 
konser.monser
ms. john soda'yı ilk bu video'yla tanımıştım, geçtiğimiz yaz radarlive'ı da bu videoyu bloguma koyarak kutlayıp ardından gidememiştim.

şimdi ise; bir intikam adeta; içimde bu şarkıyı canlı dinlemiş olmanın verdiği tatmin duygusu; ki bissiz biten konser olmaz, bilirsin (değil mi eda hanım(: ) ve benim için konser; o an bitmişti.

artık derin bir iç huzuruyla koyuyorum bu video'yu; tam bir şirinlik muskası
şu bayan.



not: bugün caddebostan dan eve gelirken "oksijenimiz bitiyor." diye düşündüm. çok gerekli miydi, bilmiyorum. ama ilerde birine çiçek vermek artık küfür sayılacak, çingeneler çiçekleri satmak için koydukları kovalara "çiçek vermek öldürür" "çiçek vermek spermlerin azalmasına sebep olur." tarzı yazılar yazacak. bunu görüyorum. çiçek almayın, aldırtmayın.

not2: kızkıza çıkmak ne zevkli şeymiş öyle! minik kız kahkahaları, masada.

Labels: ,

posted by d. @ 1:23 PM   1 comments
 
 
  Thursday, April 19  
 
 
Let Go
bir gece; sadece bir gece onunla uyudum, jip & janneke vardı odada, sarı duş jeli; şahane kokuyordu, kahve vardı bolca, bira bile vardı. ve o gece o; hayatıma Let Go'yu kattı. Let Go, geldi, geldi, sonunda tüm listelerime en çok dinlediğim parça olarak yerleşti, kaldı. ve ben Let Go'yu ne zaman dinlesem onu hatırladım. o geceyi hatırladım ve o geceyi özledim.
bir daha olsun, bebeksu.
seviyorum seni.

Labels:

posted by d. @ 11:45 AM   2 comments
 
 
   
 
 
yaptım oldu
bir sanat eseri meydana getirirken
ürettikten sonra birkaç gün yüzüne bakmamak gerekiyor.
hatta mümkünse iyice unutup yanlışlıkla bulmak.
eğer beş gün sonra sende aynı etkiyi yaratıyorsa eser, tatmin edici sayılıyor.
yok efendim güldürdüyse, bir şey ifade etmediyse..
atılabilir kendisi.

Labels:

posted by d. @ 7:15 AM   2 comments
 
 
  Tuesday, April 17  
 
 
dear diary
sürekli yazasım geliyor, sürekli, sürekli.
oraya, buraya, şuraya.
osho okuyorum, reha'nın verdiğini, yeniden başladım okumaya, belki hoşuma gider bu kez diye.
goran bregovic dinliyorum, annem ağlıyor.
ederlezi'de en çok.
Lush'a gittim bugün, oley!
rock star aldım, en pembesinden, 1oo gram.
donut yedim; boston.
iddia kaybettim. donut ısmarladım. vişneli, pudra şekerli.
odamı yerleştirdim. 3 bavulu da açtım. bir koli kaldı.
moralimi çok yüksek tutmaya çalıştım. bazen oluyor.
tylol hot içtim. hapşırdım, öksürdüm.pastil aldım 'sokağımdaki' eczaneden.
yaşasın medeniyet.
Elo Hi. çingene mi olsaydık.

Labels:

posted by d. @ 11:56 AM   4 comments
 
 
   
 
 
kağıt taş makas
ben her zaman kağıt kalemi tercih ederim.
sırf kağıt kalem değil.makas, uhu, selobant...
ve defterler. onlarca.
yazılı/yazısız, çizgili/çizgisiz.
keserim, yapıştırırım.
cut/copy/paste'le değil benim işim.
uhu kokusuna bayılırım.
zımbama aşığım.
maket bıçağım, spreyim..
üç boyutluyum ben.
üretirken dokunmmayı severim.
birisine gösterirken bir eserimi, elleri arasında tutabilmesini isterim.
yazılarımı okurken kağıtların hışırdamasını, sayfaların okunmaktan kirlenmesini isterim.
yazarken elimin titrediğini, hatta belki ağladığımı okurken anlayabilmek isterim.
üretimin hayatımda yer kaplamasını isterim; en basiti.
makinenin çökmesiyle tüm yarattıklarımın ellerimden kayıp gitmesi komik birşeydir, kanımca.
yaşasın d.i.y.

Labels:

posted by d. @ 9:30 AM   0 comments
 
 
   
 
 
NO:19/B/2 vs No:20/C/6
15.4.7 01:32
çocukluğumun ve ilkgençliğimin geçtiği eve bu sabah saat 8 civarı büyükçe bir kamyonun gelişiyle veda ediyorum.. bir zamanlar sırlarımı paylaştığım, ilklerimi yaşadığım, bazen kaçmak istediğim ama genelde sığındığım yuvama, insanlar ayakkabılarıyla basacaklar artık. uyuyamıyorum, bir seyahat öncesi gecesi gibi sanki, ve boğazımda oluşan düğüm; yarın bir güzel ağlayacağım.

Labels:

posted by d. @ 9:23 AM   0 comments
 
 
  Tuesday, April 10  
 
 
muz muz

Labels:

posted by d. @ 2:01 PM   2 comments
 
 
  Sunday, April 1  
 
 
pembe
nisan.
ve, 1 nisan bu gün.
insan yanında sevdikleri olunca mutlu oluyor.
ve nisan gelince. nouvelle vague yakışır bu aya.
şu an farkettim de
sex & candy de yakışıyormuş.
yolculuk yapmalıyız.
nisan ayında yolculuk yapmalıyız.


.nisanın ilk gününe özel seks ve şeker rengi.

Labels: , , ,

posted by d. @ 10:09 AM   2 comments